Röportajlar

Stewart Copeland: The Police’in Yankı Sırrı

Stewart Copeland, The Police’in yankı sırrını nasıl keşfettiğini ve Pink Floyd’un bu tekniği kendilerinden yaklaşık 10 yıl önce kullandığını anlattı.

The Police’in davulcusu Stewart Copeland, grubun kendine özgü müzikal kimliğinin oluşmasında önemli rol oynayan gecikme (delay) efektinin keşif öyküsünü anlattı. Billy Corgan’ın The Magnificent Others programına konuk olan Copeland, 1970’lerin sonlarında Roland Space Echo cihazıyla yaptığı deneylerin grubun ritmik anlayışına nasıl yeni bir boyut kazandırdığını açıkladı.

1977 yılında Londra’da kurulan The Police, kısa sürede dönemin en özgün gruplarından biri hâline geldi. Punk, reggae, rock ve new wave unsurlarını bir araya getiren üçlü, özellikle Andy Summers’ın atmosferik gitar çalışmaları, Sting’in besteleri ve Copeland’ın yaratıcı davulculuğuyla dikkat çekti. Bununla birlikte grubun karakteristik sesinin oluşmasında efekt kullanımı da belirleyici bir rol oynadı.

Roland Space Echo ile başlayan deney

Copeland, yaşadıkları dönemi 1978 yılı olarak hatırlıyor. Grubun New York’ta bulunduğu sırada Londra’dan gelen bir telefonla önemli miktarda para kazandıklarını öğrendiklerini belirten davulcu, bunun üzerine grup üyelerinin West 48th Street’teki Manny’s Music mağazasına giderek çeşitli müzik ekipmanları satın aldıklarını anlattı.

Andy Summers bir Roland Space Echo alırken Copeland da aynı cihazdan edinmişti. Sting siyah bir Stratocaster, Copeland ise sarı bir Stratocaster satın almıştı. Summers’ın ise zaten yaklaşık 10 Stratocaster gitarı bulunuyordu.

Ancak asıl ilginç gelişme, aynı gün Long Island’daki My Father’s Place adlı mekânda gerçekleştirilen ses kontrolü sırasında yaşandı.

Copeland, yeni ekipmanlarını denedikleri bu ses kontrolünü oldukça kaotik bir deneyim olarak nitelendirdi. Davulcu, gitar için tasarlanmış efekt cihazlarından biri olan Space Echo’yu trampetine bağlamaya karar verdi. Böylece tek bir trampet vuruşunun yankılanarak yeni ritmik örüntüler oluşturabildiğini keşfetti.

Copeland’ın anlatımına göre, trampete vurduğunda oluşan tekrarlar birbirleriyle etkileşime giriyor ve başlangıçta çaldığı ritmin ötesinde yeni ritmik yapılar ortaya çıkarıyordu.

The Police’in sesini şekillendiren delay tekniği

Roland Space Echo, ses sinyalini manyetik bant üzerine kaydederek belirli aralıklarla yeniden çalan bir tape delay cihazıdır. Dolayısıyla tek bir trampet vuruşu, ayarlanan zaman aralıklarına bağlı olarak tekrar edebilir.

Copeland, bu tekrarları kendi davul vuruşlarıyla birleştirerek birbirine geçen ritimler oluşturabiliyordu. Böylece normal şartlarda yalnızca gitaristlerin kullanımına yönelik düşünülebilecek bir efekt, davul performansının da önemli bir parçasına dönüştü.

Öte yandan Copeland, bu tekniğin keşfi konusunda Andy Summers ile aralarında bir fikir ayrılığı bulunduğunu da belirtti. İki müzisyen, noktalı sekizlik nota gecikmesi (dotted-eighth-note delay) olarak bilinen yaklaşımın ilk kez kim tarafından keşfedildiği konusunda hâlâ tartışıyor.

Billy Corgan’ın, U2 gitaristi The Edge’in bu teknikle özdeşleşen gitar çalışmalarını gündeme getirmesi üzerine Copeland, Pink Floyd’un kendilerinden çok daha önce aynı yola girdiğini söyledi.

Davulcu, Pink Floyd’u dinlediğinde grubun bu tekniği yaklaşık 10 yıl önce kullandığını fark ettiğini esprili bir dille anlattı.

Pink Floyd, The Police’ten önce mi keşfetmişti?

Copeland’ın Pink Floyd hakkındaki değerlendirmesinin müzikal açıdan önemli bir dayanağı bulunuyor. Grubun 1971 tarihli Meddle albümünde yer alan “One of These Days”, Binson Echorec delay cihazından geçirilmiş bas gitar riffi üzerine kuruluydu.

Bununla birlikte noktalı sekizlik delay tekniğine daha yakın bir örnek olarak Pink Floyd’un 1979 tarihli The Wall albümünde bulunan “Run Like Hell” gösterilebilir.

Ancak burada kronolojik bir ayrıntı dikkat çekiyor. “Run Like Hell”, 30 Kasım 1979 tarihinde yayımlandı. Dolayısıyla Copeland’ın sözünü ettiği My Father’s Place deneyiminin gerçekleştiği tarihe bağlı olarak bu parçanın The Police’in keşfinden önce geldiğini söylemek mümkün değil.

Üstelik The Police’in My Father’s Place konser kayıtları da Copeland’ın hatırladığı tarihle ilgili bazı soru işaretleri doğuruyor. Setlist.fm kayıtlarına göre grup bu mekânda 29 Mart ve 2 Ekim 1979 tarihlerinde sahne aldı. Copeland olayın 1978 yılında gerçekleştiğini hatırlasa da mevcut konser kayıtları 1979 yılını işaret ediyor.

Andy Summers’ın gitar sesinin arkasındaki efektler

The Police’in karakteristik sesini yalnızca Space Echo ile açıklamak elbette mümkün değil. Andy Summers da 2017 yılında Vintage Guitar dergisine verdiği röportajda kendine özgü gitar tonunu oluştururken farklı efektlerden yararlandığını anlatmıştı.

Summers, Echoplex’in yanı sıra chorus, çeşitli pedallar ve envelope filter kullandığını belirtmişti. Zaman içerisinde ekipmanlarını genişlettiğini ve Pete Cornish tarafından hazırlanan özel bir pedal sistemine sahip olduğunu da ifade etmişti.

Gitarist için önemli olan, gitarın geleneksel ses sınırlarını zorlamak ve sahne performansı boyunca farklı ses karakterleri yaratmaktı.

Summers, o dönemde bu yaklaşımın yeni ve heyecan verici olduğunu, ancak günümüzde biraz eskimiş ve retro bir nitelik kazandığını da sözlerine eklemişti.

Copeland’ın anlattıkları, The Police’in müzikal yaratıcılığının yalnızca beste ve icrayla sınırlı olmadığını bir kez daha gösteriyor. Grubun ses dünyası, farklı enstrümanlara ait ekipmanların alışılmışın dışında kullanılmasıyla şekillenmişti. Ayrıca Pink Floyd’un erken dönem deneyleri, delay efektinin rock müzikteki gelişiminin The Police ve U2 gibi gruplardan çok daha eskiye uzandığını orta

Kaynak : ultimate-guitar

los-endos.com

progresif rock albümleri, rock haberleri, rock müzik haberleri Yeni çıkan albümler, güncel haberler, albüm incelemeleri, müzisyen ve grup biyografileri, progresif rock tarihindeki önemli olaylar, tarihte bugün, dinleme listeleri gibi bir çok içerik…

Siz ne düşünüyorsunuz?