EditörŞarkı Sözleri

Steppenwolf’un Efsaneleşen Parçası / Born to Be Wild

Steppenwolf’un 1968 yılında yayımladığı “Born to Be Wild,” Amerikan rock müziğinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilen ve karşı kültürün isyanını simgeleyen bir parça olmuştur. Şarkının yazarı Mars Bonfire, gerçek adıyla Dennis Edmonton, bu parçayı yazarken aslında motosiklet kültürünü değil, ilk arabası olan eski bir Ford Falcon’u referans almıştır. “Biker kültürü benim için büyük bir sürprizdi,” diyen Bonfire, “Gerçek şu ki, ‘Born to Be Wild’ı ilk arabam hakkında yazdım. Klasik bir iki tekerlekli araç kadar göz alıcı değil ama ilk araba her zaman özeldir,” ifadelerini kullanır.

Bonfire, 1964 yılından beri Kanadalı blues-rock grubu Sparrow’da gitar çalmaktadır. Grubun New York’a yaptığı kısa bir taşınma sonrası, bazı şarkıları Columbia Records için kaydetmişlerdir. Ardından San Francisco’ya, oradan da Los Angeles’a geçerek Steppenwolf’a dönüşmüşlerdir. Sparrow’un diğer üyeleri John Kay, Goldy McJohn ve Bonfire’ın kardeşi Jerry Edmonton ile birlikte devam ederken, Bonfire solo bir kariyere yönelmeye karar vermiştir. “Turu pek sevmiyordum,” diyen Bonfire, grubun yeni gitaristi Michael Monarch’ı harika bulduğunu ifade eder.

Los Angeles çevresinde uzun sürüşlerden ilham alan Bonfire, bir akşam dairesinde otururken amplifikatörüne bağlayamadığı Fender Telecaster’ıyla blues tarzı bir riff çalmaya başlar. “Yukarıdaki kadın gürültüden sürekli şikayet ediyordu,” diyerek durumu açıklar. Üç akorla oluşturduğu temel yapı, nakaratlar ve enstrümantal bölümlerle şekillenirken, Bonfire büyüleyici manzaralarda sürüş yapma hayallerini canlandırır.



Şarkının sözlerinin çoğunu yazdıktan sonra, San Bernardino dağlarında arabasıyla sürerken yoğun bir yağmur fırtınasına yakalanır ve kenara çekmek zorunda kalır. “Gökyüzü karardı ve yıldırım düştü,” diyor. “Okulda periyodik tabloyu incelediğimde, ağır metaller için bir kategori olduğunu hatırlıyorum. ‘Heavy metal thunder’ ifadesi aklıma geldi.” Bu kelimelerin daha sonra ne kadar önemli olacağını bilmediğini gülerek dile getirir.

Bonfire, bir arkadaşından ödünç aldığı reel-to-reel kaydediciyle şarkısının basit bir demosunu kaydeder. “Alçak sesle şarkı söylemek zorundaydım,” diyerek, gürültüyü azaltma çabasını belirtir. Los Angeles’taki yayıncılarla şarkıyı paylaşmaya çalışsa da sonuç alamaz. “Onlar daha çok pop müzikle ilgileniyorlardı,” der. Son çare olarak, kaydı kardeşinin evinin posta kutusuna bırakır ve birkaç gün sonra Jerry’den grubun şarkıyı beğendiğine dair bir telefon alır.

Steppenwolf’un kendi adını taşıyan debut albümünde “Born to Be Wild”ın yanı sıra Hoyt Axton’un “The Pusher” adlı parçası da yer alır. Michael Monarch, albümde Fender Esquire kullandığını belirtmiştir. Zamanla Monarch, tanınan Rickenbacker Combo 800 elektrik gitarı ile de sahne almıştır. 1969 yılında Ed Sullivan Show’daki performansında ve Alman müzik programı Beat-Club’daki performansında bu gitarla görüldüğü bilinmektedir.

“Born to Be Wild,” sadece müzikal yapısıyla değil, aynı zamanda içerdiği temalarla da zamanla kültürel bir ikon haline gelmiştir.

Grup, Telecaster’ımla çalarken hayal bile edemeyeceğim şekilde şarkıyı hayata geçirdi…

Mars Bonfire

los-endos.com

progresif rock albümleri, rock haberleri, rock müzik haberleri Yeni çıkan albümler, güncel haberler, albüm incelemeleri, müzisyen ve grup biyografileri, progresif rock tarihindeki önemli olaylar, tarihte bugün, dinleme listeleri gibi bir çok içerik…

Siz ne düşünüyorsunuz?

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin