Dream Theater ve Mike Portnoy Yeniden Bir Arada!
James LaBrie, Portnoy’un dönüşüyle grubun eski kimyasını nasıl yakaladıklarını anlattı.
James LaBrie, Dream Theater’ın Mike Portnoy ile yeniden bir araya gelmesi üzerine konuştu ve grubun konserinde Portnoy ile yüz yüze görüşmesinin bu sürecin gerçekleşmesine olanak sağlayan bir “katalizör” olduğunu belirtti.
Progressive metal devleri, kurucu üyelerinden efsanevi davulcu ile tekrar güçlerini birleştirerek 40. yıl turnelerine devam ediyor. Uzun zamandır metal dünyasında beklenen bu birleşme, yakında “Parasomnia” ile taçlanacak. Grammy ödüllü A View from the Top of the World’ün ardından gelecek bu albüm, Portnoy’un 2009’da yayınlanan Black Clouds & Silver Linings’ten sonraki ilk Dream Theater stüdyo albümü olacak.
Ancak bu süreç, Mart 2022’de Portnoy’un ilk kez bir Dream Theater konserini izleyici olarak takip etmesiyle başladı. O gece, yıllardır mesafeli olan LaBrie ve Portnoy yeniden bir araya geldi. This Day In Metal ile yaptığı son röportajda, o dönüm noktası gecesi hakkında yorum yapması istenen LaBrie, (Blabbermouth transkripsiyonu ile) şunları söyledi:
“O gece, gerçekten de bu olasılığı hepimiz için genişçe açan bir katalizördü. Yeniden bir araya gelmemiz konusunda ciddi ciddi düşünmeli miyiz? Bunu konuşmaya başlamamız için ilk adım buydu. Ve nihayetinde olaylar buraya vardı. Ancak bazı öncüller de vardı; Mike zaten John Petrucci’nin solo albümünde çalmıştı, ardından solo turuna katıldı ve John ile Jordan [Rudess] ile birlikte son Liquid Tension [Experiment] albümünde de çalıştı. Tüm bunlar, onun yavaş yavaş yeniden grubun bir parçası olmasına giden yolu açtı.”
Ek olarak şunları dile getirdi:
*”Mike geri döndüğünde bu çok doğal bir süreçti. İçimizde hiçbir zaman, ‘Bu gerçekten işe yarayacak mı? Grubun hatırladığımız hali gibi olacak mı?’ diye bir his olmadı. Eğer bu tür endişeler varsa bile, hiç gündeme gelmedi. Dürüst olmak gerekirse, bazı röportajlarda şaka yapıyorum ve ‘Sanki Mike kahve almaya gitmiş de geri gelmiş gibi’ diyorum. Her şey çok pürüzsüz, kesintisiz ilerledi. Birkaç kez şakalaşıp, ‘Aman Tanrım…’ dediğimiz anlar oldu. Çünkü stüdyoya girip albümü yazmaya başladığınızda, o neredeyse elle tutulur kimyanın yeniden canlandığını fark ediyorsunuz.
‘Parasomnia’yı yazmaya başladıktan bir ya da iki gün sonra, tekrar şakalaşmaya, gülmeye başladık. ‘Aman Tanrım, bu etkileşimi, bu analitik yaklaşımı hatırlıyorum’ dedik. Şarkılar bir bütün kompozisyona dönüşürken yaşanan sürecin aynısını yeniden gördük.
“Tüm bu tanıdık anlar yeniden yaşandı ve ‘Aman Tanrım, eskiden de tam olarak böyleydi. Bugün buradayız ama sanki hiçbir şey değişmemiş gibi’ dedik. Her şey inanılmaz derecede zahmetsizdi. Beşimiz bir araya geldiğimizde bildiğimiz şeyi yapıyorduk.”
