Müziğimiz Ellerimizle Konuşuyor
Progresif rock sahnesinin dikkat çeken gruplarından Sometime In February’nin kurucusu ve gitaristi Tristan Auman, grubun tamamen enstrümantal bir yol seçmesinin sebeplerinden çalması en zor şarkılara kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Yeni albüm hazırlıklarını sürdüren grup, dinleyicilere daha olgun ve dengeli bir seçki sunmayı hedefliyor.
Grup neden tamamen enstrümantal bir yol seçti?
Her zaman kendi bestelerime alan yaratacak bir proje istemiştim. Ben hiçbir zaman bir şarkıcı olmadım ve söz yazma konusunda da yeteneğim yoktu. Bu yüzden, kendime en sadık olan şeyin ellerimle konuşmam olduğunu hissettim.
Günümüzün hangi enstrümantal gruplarını beğeniyorsun?
Plini, her zaman bana ilham veren biri. Tabii ki Intervals ve Animals As Leaders da üzerimizde büyük etkiye sahip. Ayrıca arkadaşlarımız ve aynı plak şirketinden grup olan Asymmetric Universe’ün türle ilgili oldukça ilginç işler yaptığını düşünüyoruz.
“Outside In” parçasının yazımı/kayıt süreci hakkında neler hatırlıyorsun? Sence bu, grubun çıkacak olan albümündeki en iyi parça mı?
İlginçtir ki, “Outside In” şarkısı, plak şirketimiz InsideOut ile iletişime geçtikten sonra yazılan ilk parçaydı. Parça adının nasıl ortaya çıktığını tahmin edebiliyorsunuzdur! Bu şarkının karmaşık olmasını ve birçok iniş çıkışa sahip olmasını istedim, bunu başardığımızı düşünüyorum.
Bu şarkının albümdeki en favori parçamız olup olmadığına gelince, bu bir babaya en sevdiği çocuğunu sormak gibi! Cevap hayır, bu arada.
Yaklaşan albümden hayranlar ne beklemeli?
Şu ana kadarki en olgun ve dengeli seçkimiz! Hiçbir şarkı birbirine benzemiyor. Genel olarak daha hafif ve pozitif bir his var diyebilirim. Ancak bu, ağır tonlardan ödün verdiğimiz anlamına gelmiyor, yanılmayın. Çok sayıda akılda kalıcı melodi, karmaşık ritimler, kulağa yapışan ezgiler ve belki de başka parazitler var!
Çalması en zor şarkı hangisi ve neden?
Yeni single’ımız “Outside In” kesinlikle bu listenin başında. Kısa bir süre içinde birçok farklı yere gidiyor ve zihinsel olarak ayak uydurmak en büyük zorluk. Ayrıca single’ımız “Hiding Place” de benim için oldukça zorlu sololar içeriyor. Yaklaşan albümümüzde “Bury You” adlı yeni bir parça var ve itiraf etmeliyim ki, canlı çalarken beni zorlayacak riffler yazdım. Şimdi bunu bir gün sahnede çalmam gerekecek diye sinirliyim!
Grubun etkilenim kaynakları kimler?
Grubun her bir üyesi, kendi Dream Theater döneminden geçti (bazılarımız hala bu dönemi yaşıyor olabilir). Ayrıca Opeth, Rush ve Metallica gibi ortak hayranlık duyduğumuz isimler var. Her birimizin kendine özgü tatları da var. Örneğin, Scott The Beatles’tan, Morgan ise Seal’den etkileniyor. Ben ise Midwest emo ve indie rock tarzında gruplardan etkileniyorum, örneğin The Hotelier ve American Football.
Bugünkü progresif müzik hakkında düşüncelerin neler?
Bence prog, her zamankinden daha güçlü. Gittikçe daha fazla prog olmayan grup, müziğine biraz prog etkisi serpiştiriyor. Prog, o kadar farklı şekillerde kendini gösterebilir ki, yine de prog olarak kalır. Bu sınırların olmaması çok güzel. Daha fazla sanatçının kendini biraz tuhaflaştırmasına tanık olmak harika bir şey.
Turne planları?
Zamanımı dikkatli bir şekilde planlamam gerekiyor çünkü aynı zamanda Between The Buried And Me ile de turneye çıkıyorum. Ancak yeni albümümüzü desteklemek için ABD’de bir turne planımız var. Ayrıca, biraz ipucu vermek gerekirse, Avrupa’ya da bir konser için geçebiliriz!
Bu röportaj Bravemusic sitesinde yayınlanmıştır.
