Vasco Trilla Röportajı
Caz, avangard ve serbest doğaçlama müziği farklı yaklaşımlarla birleştirerek kendine özgü bir ses evreni yaratan davulcu, hem solo performanslarında hem de dünya çapındaki iş birliklerinde sınırları zorlayan bir müzikal anlayışa sahip. Geleneksel perküsyon tekniklerini deneysel öğelerle harmanlayan Trilla, çağdaş müzik dünyasında özgün bir yere sahip.
- Doğaçlama müzikten aldığınız en büyük keyif nedir?
Farklı insanlarla müzikal bir sohbette anında bağlantı kurmak hala büyülü bulduğum, kelimelere dökmesi çok zor bir şey. Ayrıca iyi tanıdığınız ve birlikte çok çaldığınız insanlarla doğaçlama yapmak, bir tür telepatik iletişimi rafine etmek ve geliştirmek için inanılmaz bir deneyim. Yeni insanlarla tanışmak ve yeni arkadaşlar edinmek de benim için bu müziğin en büyük keyiflerinden biri.
- Birlikte sahne aldığınız müzisyenlerde en çok hangi niteliğe hayranlık duyuyorsunuz?
Sanırım benim için bu açıkça merak ve açık fikirlilik.
- En çok hangi tarihi müzisyene/besteciye hayranlık duyuyorsunuz?
Bu zor bir soru, son zamanlarda Polonyalı besteci Witold Lutoslawski diyebilirim, ancak bu bana sorduğunuz başka bir gün değişebilir.
- Birlikte sahne almak için bir müzisyeni diriltebilseydiniz, bu kim olurdu?
Frank Zappa, ancak çok korkardım ve buna hazır olmazdım. hahaha
- Hayatınızda müzikal olarak hala neyi başarmak istiyorsunuz?
Önümüzdeki yıllarda da neşemi ve merakımı koruyabilirsem tatmin olacağım. Perküsyonun harika dünyasında hala keşfedecek çok şeyim var, bu yüzden bunun hem solo hem de yeni ve eski işbirlikleriyle yeni sesler ve fikirler geliştirme tutkumu yönlendirmeye devam edeceğini umuyorum.
- Popüler müzikle ilgileniyor musunuz ve -eğer ilgileniyorsanız- özellikle hangi müziği/sanatçıyı seviyorsunuz?
Çok fazla Metal ve progresif rock dinliyorum. Özellikle Pop müzikle ilgilenmiyorum, ama elbette bu alanda yapılan bazı şeyleri takdir edebilirim. Frank Zappa, King Crimson, David Sylvian, Led Zeppelin’i sadece birkaç isim olarak söyleyebilirim… liste uzun!
- Kendinizle ilgili tek bir şeyi değiştirebilecek olsaydınız, bu ne olurdu?
Bu hiç bitmeyen, her gün devam eden bir çalışma. Umarım doğru yoldayımdır. Kendimi biraz daha iyi organize etmek şu anki ana hedeflerimden biri.
- En çok hangi albümünüzle gurur duyuyorsunuz?
Solo albümüm “The Torch in my Ear ”ın benim için çok özel olduğunu söyleyebilirim, muhtemelen solo bir perküsyonist olarak kendi sesimi bulduğumu düşündüğüm yerdi, Ayrıca büyük merhum Mars Williams ile yaptığım ikili kayıtlar kalbimde çok özel bir yere sahip ve son zamanlarda efsanevi Ra Kalam Bob Moses ile yaptığım işbirlikleri hem müzikal hem de kişisel olarak tam bir nimet oldu.
- Bir albümünüz yayınlandıktan sonra, onu hala dinliyor musunuz? Ve ne sıklıkla?
Albümlerimi yayınlandıktan sonra dinlediğim nadirdir, her albümün süreci o kadar çok dikkat ve dinleme gerektirir ki albümü her bitirdiğinizde bir bölümü kapatmış gibi olursunuz.
- Hayatınızda (herhangi bir müzisyenden) en çok hangi albümü dinlediniz?
Sanırım ya bir King Crimson albümü ya da gençken dinlediğim Metallica veya Iron Maiden albümleri olurdu.
- Şu anda ne dinliyorsunuz?
Yeni müziğe her zaman çok meraklıyım, bu yüzden bu her zaman değişiyor, son günlerde Gerard Grisey’in müziğini çok seviyorum, ayrıca yeni Ulcerate albümünü (Yeni Zelanda’dan uyumsuz bir avangart death metal grubu) çok beğeniyorum ve yetmişli yıllardan çok sayıda King Crimson ve Gentle Giant eski kayıtlarının yanı sıra gerçekten büyüleyici bulduğum Roscoe Mitchell Angel city albümünü dinlediğimi söyleyebilirim.
- Müzik dışında hangi sanatçılar size ilham veriyor?
Sinemadan çok ilham alıyorum, bu yüzden Andrei Tarkovski, Theo Angelopulos, Tsai Ming Liang, Kiarostami ve Parajanov gibi yönetmenler her zaman kulağıma çok müzikal gelebilecek sonsuz bir fikir ve ruh hali akışıdır. Son zamanlarda bana ilham veren diğer sanatçılar ise Antonio Lobo Antunes, Elias Canetti gibi yazarlar ve eski Sufi şiirleri. Tabii ki görsel sanatlar, Sanat Tarihi diplomam olduğu için önemli bir etkendir, sadece bazı isimleri saymak gerekirse Gustave Moureau, Arnold Bocklin, Paul Klee, Ciurlionis, Tapies, Klimt, Marc Chagall.,
Bu röportaj freejazzblog sitesinde yayımlanmıştır.
