Ünsal Çimen – Su, Kan ve Akıl
Ünsal Çimen’in ‘Su, Kan ve Akıl : Mitolojiden Felsefeye Geçişin Hikâyesi’ adlı yeni kitabı Fol Kitap’tan yayınlandı.

Ünsal Çimen’in Su, Kan ve Akıl: Mitolojiden Felsefeye Geçişin Hikâyesi adlı eseri, Batı kültüründe mitolojik düşünceden felsefi düşünceye geçişin, sadece aklın zaferi değil, aynı zamanda dişil unsurun ve kadınlığın sistemli bastırılması anlamına gelen karanlık bir süreç olduğunu gözler önüne seriyor. Kitap, Thales’in “su” anlayışının dönüşümü üzerinden, suyun mitolojik bir anlam taşıyıcıdan kontrol edilmesi gereken kaotik bir maddeye indirgenişini ve bu değişimin felsefenin temellerini nasıl etkilediğini inceliyor. Antik Yunan’dan İslam felsefesine, mitolojik anlatılardan çağdaş bilim anlayışına kadar suyun, iktidar mücadelesi ve bastırılanların izlerini taşıyan bir simge olarak nasıl biçimlendiğini ortaya koyan bu eser, felsefe tarihine yeni, derin ve eleştirel bir bakış açısı kazandırıyor.
Batı kültüründe mitolojik düşünceden felsefi düşünceye geçiş genellikle bir ilerleme, insan aklının bir zaferi, çocuksu mitlerin gölgesinden çıkış, kaosun yerini düzenin alışı olarak görülüp kutlanageldi. Oysa bu geçişin simgesel bir “cinayet” ile gölgelenmiş karanlık bir yüzü de vardır: Kozmolojik annenin öldürülerek dişil unsurun ve kadınlığın sistemli biçimde bastırılması ve bunun karşısında filozof tipinde kendini gösteren erkekliğin tahakkümü ve ataerkinin zaferi.
Bu kitap işte bu bastırmanın izini sürüyor. Felsefe tarihinde Thales’in her şeyin kökeni olarak gördüğü “su” unsurunun geçirdiği dönüşüm üzerinden, dişil ilkenin nasıl görünmez kılındığını ele alıyor. Mitolojilerde, dinlerde, hatta çağdaş bilimde yaşamın kaynağı olarak görülen suyun bir varlık eğretilemesi olmaktan çıkarılıp kontrol edilmesi gereken çalkantılı bir karmaşaya indirgenişini ele alıyor ve Antik Yunan’da temellenen felsefeyi bir de bu gözle değerlendirmeye davet ediyor. Mitolojik ve felsefi düşüncenin belirli uğraklarında suyun yalnızca bir madde, pagan dünya görüşünde doğanın bir ögesi olmadığını, bir anlam taşıyıcı, bir mitos, hafıza ve iktidar mücadelesi sahnesi olduğunu gösteriyor. Oedipus anlatısında, Klitemnestra’nın öldürülüşünde, Platon’un idealar dünyasında, Aristoteles’in ilk neden anlayışında, İslam felsefesinde ve Kogiler gibi yerli halkların yaratılış anlatılarında biçimlendirici ilke olarak suyun nasıl mitoloji ile felsefe arasındaki kırılma noktasını teşkil ettiğini, düşünce tarihinin sadece söylenenlerle değil, ayrıca bastırılanlar ve susturulanlarla da kurulduğunu ortaya koyuyor.
Yazar : Ünsal Çimen
Yayınevi : Fol Kitap
