The Who, My Generation’ın 60. Yılı İçin Stüdyoya Döndü
The Who’nun ikonik albümü My Generation tam 60 yaşında. Bu özel yıl dönümü, tarihsel rock müziğin en önemli anılarını yeniden ele alan uluslararası radyo programı “In The Studio With Redbeard: The Stories Behind History’s Greatest Rock Bands” tarafından özel bir bölümle kutlanıyor.
Programın sunucusu Redbeard, bölüm için hazırladığı özetinde Pete Townshend’ın sözlerine yer veriyor. Townshend, 1965 tarihli albüme bakarken şunları söylüyor:
“The Who aslında bir pop grubuydu. İyi pop müzik hem yüce hem saçma olabilendir; hem önemli hem de absürt olanın birleşimidir.”
Albüm İngiltere’de listelerde #5 numaraya kadar yükselmiş, Amerika’da ise Nisan 1966’da yayımlanmasına rağmen geniş etki yaratmadan kalmıştı—ta ki Beatles, 1967’de Sgt. Pepper’s ile albüm formatını tamamen domine edene kadar.
Radyo programının bu özel bölümünde Pete Townshend ve Roger Daltrey stüdyoda konuk edilirken, merhum John Entwistle’ın arşiv röportajlarından bölümler de yer alıyor. Bölüm, My Generation’ın altmışıncı yılına adanan kapsamlı bir retrospektif niteliği taşıyor.
Redbeard, rock müzisyenlerinin bazen geçmişleriyle yüzleşmekte zorlandığını hatırlatıyor. Gençlik dönemleri, hukuki sorunlar, tartışmalar, kopuşlar veya kişisel acılar gibi hatırlanması güç deneyimler bu röportajları zorlaştırabiliyor. Ayrıca birçok yıldız, yoğun alkol ve uyuşturucu kullanımına bağlı hafıza boşlukları nedeniyle kendi kariyerlerinin belirli dönemlerini hatırlayamıyor.
Fakat Pete Townshend için durum farklı.
Townshend, The Who’nun 1964 tarihli “I Can’t Explain” döneminden bugüne kadar uzanan üretimlerini açık yüreklilikle değerlendiriyor ve şunları söylüyor:
“Geri dönüp baktığımda… hepsi acı verici değildi ama çok şey ifade ediyordu.”
The Who’nun “Yüce Yaratıcı”sı olarak görülen Townshend, grubun altmış yılı aşkın kariyerine dışarıdan, olgun bir gözle bakabilen nadir isimlerden biri. Programda hem müziğin güçlü yanlarını hem de grup içi sorunların eksilerini dürüstçe ele alıyor.
Redbeard’in tanımıyla:
“Pete, zeki, esprili, düşünceli ve şaşırtıcı derecede dürüst bir anlatıcı. The Who’nun mirasını yılların getirdiği olgunlukla inceliyor.”
