The Osiris Club Röportajı

İngilizler her türden prog’un ustasıdır diyebiliriz herhalde. The Osiris Club grubu da bunun bir kanıtı niteliğinde. Sanatsal, karanlık prog ve melodilerin gitmeye karar verdiği her yere giden synth ve müzikal keşiflerle dolu bir gruptan bahsediyoruz. Albümlerinin temaları, kullandıkları fantastik hikayeler ile her seferinde müziklerinin ne kadar niş olduğunu kanıtlıyorlar. The Osiris Club , yeni albümleri The Green Chapel’i 20 Ağustos 2021’de sevenleriyle buluşturdu. Biz de The Osiris Club’ın davulcusu ve kendisini gruptaki 70’lerin adamı olarak niteleyen Andrew Prestidge ile bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar dileriz.

Öncelikle nasılsınız? Grup olarak yeni albüm için heyecanlı mısınız?

Merhaba, iyiyim teşekkür ederim. Albüm 2020’deki son karantinadan bir hafta önce bitmiş olmasına rağmen, nihayet albümü çıkarıyor olmak elbette güzel. Açıkçası niyetimiz albümün ‘Wine Dark Sea” albümünden yaklaşık dört yıl sonra çıkması değildi.

Öğrendiğimize göre grubunuz ismini 1880’lerdeki bir tarikattan alıyormuş. Bu tarikat müziğinizi nasıl etkiledi?

İsmin kendisi aslında Mike Mignola’nın Hell Boy çizgi roman evreninde yarattığı gizli bir topluluktan geliyor. Baktığımız zaman hemen hemen her albümde bu Mignola evrenin etkilerini görebilirsin.  Mutlaka bir veya iki şarkıda bu evrenden esinleniyoruz. ”Wine Dark Sea” albümünde Citadel of the Fly/A Winters Night ve ”The Green Chapel” albümünden ilk single olan ”Moscow” ise B.P.R.D hikayelerindeki Varvara karakteri üzerine yazıldı. Hikayede Grigori Rasputin doğaüstü güçleri kızı Varvara Rasputina geçiyor. Sanırım edebiyatın ve imgelemin karanlık tarafı, müziğin karanlık yüzünü de besliyor.

Aslında grubunuz ilk olarak korku filmlerine müzik yapmak üzerine oluşturulmuş bir projeymiş ve daha sonra bir müzik grubuna dönüştürme kararı almışsınız. Bize bu dönüşümden bahsetmek ister misiniz?

Grubu ilk kurduğumuz zaman John Carpenter ve İtalyan Progresif rock grubu ‘Goblin’in filmler için yaptıkları müziklerden etkilendik ve bunu Voivod Cardiacs ve Killing Joke gibi grupların müzikleriyle mikslemek istedik.

Müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

70’lerin Prog, post Punk, Pastoral Folk, Doom Metal ve korku/Sc-Fı Synth müziklerinden etkilenmiş  saykodelik Doom Rock grubu olarak tanımlayabilirim.

Avant-metal’den sizi 70’lerin heavy-psych atmosferine döndüren ne oldu? 70’lerin hangi grupları sizin müziğinizi etkiledi?

Kişisel olarak etkilendiğim grup, 70’lerin sonlarından kalma Cardiacs isimli bir İngiliz saykodelik prog’un punk ile buluştuğu bir gruptu. Bu grubun müzikleri beni  Genesis’in ilk dönemleri, Gentle Giant, Yes, King Crimson, Frank Zappa, Van Der Graaf Generator, Devo, Split Enz’in çalışmalarını keşfetmeye yönlendirdi. Ayrıca   The Damned, Rush ve doom metal grupları olan Trouble, Cathedral& Saint Vitus’ı da severim. Grup olarak ise Voivod, Killing Joke & Black Sabbath’I seviyoruz ama muhtemelen Osiris Club’ın 1970’lerde yaşayan adamı benim.

Yeni albümünüz ‘The Green Chapel’ hakkında konuşmak istiyorum biraz da. Öncelikle ismini neden ‘The Green Chapel’ olarak belirlediniz ve albümün tamamına hakim olan bir temanız var mı yoksa her parça birbirinden bağımsız temalara mı sahip?

Orijinal fikir, Birinci Dünya Savaşı sonrası Britanya’da ortaya çıkan Ütopyacı Ezoterik izci hareketi ‘The Kindred of the Kibbo Kift’ hakkında bir albüm yapmaktı. Daha sonra bir beyefendi olan Kit Williams tarafından yazılan ve resmedilen ‘Masquerade’ adındaki kitabı şarkı döngüsüne uyarlama fikri ortaya çıktı. Bu kitabın her resminde gömülü hazine hakkında ipuçları bulmanız gerekiyordu. Ve bu bizim çocukluk yaşantımızda kırsal korkumuz olan ‘Wicker Man’i görme saplantılarımızla bağlantılı bir durum aslında. Simon Oakes (vokal)bu fikirlerive 14.yy ‘dan kalma destansı şiir ‘Sir Gawain ve the Green Knight’ı getirdi.

Yeni albümden favori şarkın var mı?

Phantasm veye Innmost Light 1&2 favorilerimden biri olabilir.

Müziğin pazarlanması hakkında ne düşünüyorsunuz? Müziğinizin meta haline dönüşmesi sizi korkutur mu?

Hoşuma giden bir şey değil ama yapılması gerekiyor. İnsanların ilgisini sosyal medya aracılığı ile devamlı tutmak ve sürekli bilgi akışı ve içerik üretmek zor bir iştir ve müzik yapmak kadar eğlenceli değildir. Sanat  ve ticaret garip bir şey ama kopyaları satmak için yapabileceklerimizi yapmamız gerekiyor. Bu gerekli. Büyük plak şirketlerinin çığır açtığı günlerden farklı bir dünyadayız şimdi ve gelecek albümlerin prodüksiyonu için kullanacağımız parayı elde etmenin bir yolunu bulmalıyız.

Büyük kitlelere mi hitap etmek istiyorsunuz yada kendi dinleyici kitlenizi oluşturup onlarla mı hareket etmek istersiniz?

Müzik yapmaya devam etmek, para kaybetmemek ve küçük bir hayran kitlesini korumak için yeterince para kazanabilirsek, hepimizin bundan memnun kalacağını düşünüyorum. Bazıları için bazı yönlerden niş ve zor bir müzik yapıyoruz. Bence bu açıdan bakınca başarı her zaman bizimle olacaktır diye düşünüyorum.

Son bir sorum var. Eğer bir gün Türkiye’de prog rock festivali düzenlenirse ve davet edilirseniz, burada da çalmak ister misiniz?

Bir gün bu gerçekleşirse, harika olur tabi ki.

Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. Türkiye’ye selamlar…

THE GREEN CHAPEL

Sean Cooper- Lead Vokalde 1, 2, 5, 6 & 11. parçalarda, Bass ve Synthesizers

Simon Oakes- Lead Vokalde 3, 4, 7, 8, 9, 10. parçalarda, Kornetler ve Synthesizers

Chris Fullard- Gitarlar & FX

Roland Scriver- Gitarlar ve Akustik Gitarlar

Andrew Prestidge- Davullar, Perküsyon, Gitar ve Synthesizers

Hanna Peterson- Saksafon

Misha Hering- Oberheim 4 sesleri

Albüm Bethnal Green’de Holy Mountain Stüdyolarında 2020 Ocak ayında kaydedildi.

Ses mühendisliği ve mixing – Misha Hering

Asistan mühendis – Stanley Collins Gravett

Mastering Adam Gonsalves tarafından Telegraph Mastering’de yapıldı.

Mellotron – Matt Thompson ve Andy Thompson

Sanat yönetimi ve konsept – Roland Scriver & Andrew Prestidge

Illustrasyonlar – Roland Scriver & Andrew Prestidge

Bandcamp

los-endos.com

Yeni kan albmler, gncel haberler, albm incelemeleri, mzisyen ve grup biyografileri, progresif rock tarihindeki nemli olaylar, tarihte bugn, dinleme listeleri gibi bir ok ierik

Siz ne düşünüyorsunuz?

error: Hata !!
%d blogcu bunu beğendi: