Orada Olduğuma İnanmak Zor
Alan Parsons, The Beatles ile çalışmanın nasıl bir deneyim olduğunu açıkladı.
Alan Parsons, müzik dünyasında büyük bir etki bırakmadan önce kariyerine genç bir mühendis olarak başladı ve 1960’lar ile 1970’lerde The Beatles ve Pink Floyd gibi rock müziğin en etkili gruplarıyla çalışma fırsatı buldu. Bu deneyim, onun kariyerinde değerli bir mihenk taşı oldu ve Alan Parsons, rock müzik tarihinde önemli bir figür olarak kabul edildi.
Yakın zamanda Rick Beato ile yaptığı bir röportajda Parsons, The Beatles ile çalışma deneyimi hakkında konuştu ve beklenildiği gibi bu deneyimin tarihsel bir önemi olduğunu doğruladı. Parsons, “The Beatles ile çalışmak tabii ki tarihsel bir olaydı,” diyerek gülümseyerek yanıt verdi. “Ama her dakikadan keyif aldım ve ‘Teşekkür ederim, bu benim yaşadığım en harika deneyim’ dedim.”
Ancak Parsons’ın mühendislik görevleri, düşündüğümüz kadar grubun üyeleriyle doğrudan temas halinde olmasını gerektirmiyordu. The Beatles’ın iki son albümü olan “Abbey Road” ve “Let It Be” üzerinde çalışırken, grup üyeleriyle olan etkileşimi hakkında Parsons, “Let It Be döneminde çok fazla değil,” dedi. “Ama bir sonraki yaz, ‘Abbey Road’ yaptık ve o çok daha samimi, adamlarla ve benim aramda daha fazla etkileşim olan bir süreçti.”
The Beatles ile geçirdiği birkaç anın bile onu grubun tarihinde yer alma hissiyle doldurduğunu belirten Parsons, “Orada olduğuma inanmak zor,” diye ekledi. “Evet, büyülü bir zamandı.”
Parsons, The Beatles ile çalışırken, özellikle Paul McCartney’in sevdiği ancak grubun diğer üyelerinin pek hoşlanmadığı bir şarkıyı da hatırladı. Bu şarkı, John Lennon, George Harrison ve Ringo Starr’ın pek beğenmediği “Maxwell’s Silver Hammer” idi, ancak McCartney, şarkı üzerinde ısrar etti. Parsons, “Paul, şarkı üzerinde ısrar etti ve bence Moog ile harika bir solo yaptı,” dedi. Ayrıca şarkının introsu için denenen bir geri eko efektinin işe yaramadığını ve bu yüzden rafa kaldırıldığını belirtti.
Kariyeri boyunca en deneysel gruplardan bazılarıyla çalıştığını vurgulayan Parsons, “Sanırım sonunda en deneysel iki grupla çalıştım — Beatles ve Pink Floyd. Yani, her ikisi de deneysel sesleriyle ünlüydü,” diyerek sözlerini tamamladı.
