Megadeth’in Ana Akıma Yönelmesi Uzun Vadede Zarar Verdi
David Ellefson, Megadeth’in ana akım hamlesinin sürdürülebilir olmadığını ve Slayer’ın bu yüzden öne geçtiğini belirtti.
David Ellefson, Megadeth’in ana akıma hitap eden müzik anlayışının sürdürülebilir olmadığını ve Slayer gibi thrash metal köklerine sadık kalan grupların zamanla yeniden yükselişe geçtiğini belirtti.
Megadeth’in 90’ların sonlarında daha geniş kitlelere ulaşma çabaları, tarihsel olarak bakıldığında uzun vadede gruba fayda sağlamadı. Slayer ve Testament gibi gruplar thrash metalin temel unsurlarına bağlı kalırken, Megadeth’in ana akım odaklı çalışmaları 2000’lere gelindiğinde bir dezavantaja dönüştü. Ellefson, “Talk Toomey” podcast’inde verdiği röportajda şunları söyledi (Ultimate Guitar aracılığıyla):
“Larry Mazer, ‘Risk’ sonrası bizimle çalışmaya başladığında en iyi şekilde özetledi: ‘Siz zig yaptınız, dünya ise zag yaptı.’ Biz daha ana akım şarkılar yazmaya yöneldik. O sırada Disturbed, Godsmack ve Korn gibi gruplar yükselişe geçmişti.”
Slayer’ın 90’ların başındaki görece durağan döneminin ardından 2000’lerde tekrar güç kazandığını belirten Ellefson, şu ifadeleri kullandı:
“‘Countdown to Extinction’ (1992), ‘Youthanasia’ (1994) ve ‘Cryptic Writings’ (1997) albümlerini yaptık. O dönemde Slayer ve Testament gibi gruplar, daha sert thrash müziğiyle bir süreliğine geri planda kalmıştı. Biz ve Metallica ise yükseldik. Ancak 2000’lere geldiğimizde işler değişti ve Slayer tekrar yükselmeye başladı. Çünkü hiç değişmediler. Testament bile hâlâ ayakta ve kendi hikayesini anlatıyor. ‘Daha ana akım olalım’ diyerek farklı bir prodüktörle çalışmadılar.”
Slayer’ın kariyerini zirvede noktaladığına dikkat çeken Ellefson, Kerry King ile yaptığı bir konuşmayı da aktardı:
“Slayer turne için şehre geldiğinde Kerry ile sohbet ediyorduk. Aramız hep iyiydi. Bana aniden ‘Peki, ‘Risk’i yapma fikri kimindi?’ diye sordu. Birçok faktörün etkili olduğunu söyledim. O da, ‘Vay be, o albümün kendi diskografimde olmamasına gerçekten seviniyorum’ dedi.”
