Matteo Mancuso: Ünlü Gitaristlerden Gelen Övgü ve Baskı
Matteo Mancuso, Steve Vai ve Joe Bonamassa gibi devlerin övgülerine rağmen hatalara odaklanmak yerine anın tadını çıkararak müziğini geliştirmeyi tercih ediyor.
“Steve [Vai] bir keresinde, ‘Matteo’nun yaptıklarını kopyalayamazsınız’ gibi bir şey söyledi.”
Matteo Mancuso, Steve Vai, Joe Bonamassa ve Al Di Meola gibi gitar efsanelerinin kendisi hakkında övgü dolu sözler sarf etmesinin kariyerine baskı eklediğini, ancak bu durumun performanslarına yeni bir bakış açısı kazandırdığını ifade etti.
28 yaşındaki İtalyan gitar virtüözü, Yamaha Revstar gitarıyla çaldığı karmaşık lick’lerle ve ilk albümü “The Journey“ ile adından sıkça söz ettiriyor. Ancak Mancuso, Guitar World ile yaptığı röportajda, bu denli büyük beklentilerle başa çıkmanın kolay olmadığını itiraf etti:
“Bu kesinlikle baskı ekliyor. Böylesine büyük isimler sizin hakkınızda konuştuğunda mutlu oluyorsunuz. Steve bana güzel bir tavsiye verdi: ‘Gitara değil, müziğe odaklan.’ Bu bakış açısıyla birçok yeni fikre kapı açabilirsiniz.”
Vai’nin bir zamanlar kendisiyle paylaştığı şu düşünce, Mancuso için yol gösterici olmuş:
“Gitar çok kişisel bir enstrüman. Kendinizi başkalarıyla kıyaslayamazsınız. Steve, ‘Matteo’nun yaptıklarını kopyalayamazsınız’ dedi, ama ben de onun yaptıklarını kopyalayamam. Al Di Meola’nın yaptıklarını da taklit edemem. Bu isimlerle kendimi kıyaslamıyorum, çünkü onlar devasa yetenekler.”
Dijital Çağın Getirdiği Zorluklar
Mancuso, dijital çağda müzisyen olmanın getirdiği zorluklara da dikkat çekti:
“Şimdi herkes canlı videolar çekiyor. Kötü bir konser verirseniz, bu YouTube veya Instagram’da yayımlanır. Eğer bir konserde içki içtiyseniz ve kötü bir performans sergilediyseniz, insanlar bunu görür. Bu nedenle dikkatli olmalıyız. Kaydedilmeyi sevmiyorum — çünkü anın tadını çıkarmanız gerektiğini düşünüyorum.”
“Hatalara Fazla Takılmıyorum”
Mancuso, seyircilerin hatasız bir performans yerine enerjik ve anı yaşayan bir sanatçı görmek istediklerini belirtti:
“Bir iki yıl önce canlı çalarken kendime çok baskı yapıyordum. Hata yapmaktan korkuyordum ve kayıtlardaki gibi kusursuz çalmaya çalışıyordum. Bazen bunu başarsam da bazı gecelerde kendimi rahat hissetmiyordum. Bu herkesin başına gelebilir. Hatalara fazla ağırlık vermemeyi öğrendim. Bu da beni canlı performanslarda daha çok anın içinde olmaya ve müziğin tadını çıkarmaya yöneltti.”
