David Bowie’nin Station To Station Albümü 50. Yılında
David Bowie’nin efsanevi albümü Station To Station, 50. yılına özel bir yayınla yeniden gündemde. Albümün yarım asırlık mirası, sendikasyonla yayınlanan radyo programı In The Studio With Redbeard: The Stories Behind History’s Greatest Rock Bands tarafından kapsamlı bir özel bölümle kutlanıyor.
Programın sunucusu Redbeard, 1976 tarihli Station To Station albümünü merkeze alan bölüm için şu çarpıcı çerçeveyi çiziyor:
“Müziği değiştirmenin yolu, müziğin kendisini değiştirmekten geçer,” diyen David Bowie, bu albümle dinleyicisini bir kez daha bambaşka bir yola sürüklüyordu.
Zor Dönemlerden Doğan Büyük Albümler
Redbeard’a göre, rock tarihinin en önemli müzisyenlerinin neredeyse tamamının, dönüp bakmak istemediği “zor” bir dönemi var. Yaratıcı çatışmalar, kişisel sorunlar, sağlık problemleri ve belgelenmemiş içsel mücadeleler… İlginç olan ise, çoğu zaman sanatçıların en çok övgü alan işlerinin tam da bu sancılı dönemlerden çıkması. Station To Station da Bowie’nin kariyerindeki bu tür eşik albümlerden biri olarak öne çıkıyor.
Los Angeles’tan İnce Beyaz Dük’e
David Bowie, Station To Station kayıtlarına başlamadan önce Los Angeles’ta The Man Who Fell to Earth filminin çekimlerini tamamlamıştı. Diskografisi çoktan çift haneli sayılara ulaşmış olan Bowie, bu noktada zaten rock müziğin en cesur figürlerinden biri olarak görülüyordu.
- Ziggy Stardust ile cinsiyet ve kimlik algılarını yerle bir etmişti.
- Young Americans ile Harlem ve Philadelphia soul’unun merkezine dalmıştı.
- Station To Station’da ise bu Amerikan etkilerinden uzaklaşıp, “Thin White Duke” karakteriyle daha Avrupa merkezli, soğuk ve mesafeli bir estetiğe yöneliyordu.
Soul’dan Elektroniğe Geçiş Köprüsü
Redbeard’ın Bowie ile yaptığı klasik söyleşi, sanatçının soul müziğin disko evresinden uzaklaşıp, henüz Brian Eno ile Berlin dönemine girmediği o baş döndürücü geçiş yıllarına odaklanıyor. Bu dönemde Bowie, kariyerinin alametifarikası haline gelecek bir şeyi yine yapıyordu:
Yeni bir görünüm, yeni bir sahne personası ve bıçak gibi keskin bir canlı grup.
Bu kadroda özellikle iki isim öne çıkıyordu:
- Carlos Alomar (grup lideri ve gitarist)
- Earl Slick (lead gitar)
Albümün Öne Çıkan Şarkıları
Station To Station’da yer alan parçalar, Bowie’nin geçiş döneminin müzikal haritasını çıkarıyor:
- “Golden Years”
- “Stay” – Alomar ve Slick’ten unutulmaz gitarlar
- “TVC 15” – Bowie’ye göre, The Man Who Fell to Earth için yazılmış ama kullanılmamış bir şarkı; bir kız ile televizyonu arasındaki ilişkiyi anlatıyor
- “Wild Is The Wind” – Young Americans kadar soul, ama çok daha sade ve sahici
- “Station To Station” – The Cars, Talking Heads ve Gary Numan gibi post-punk isimlerce büyük bir etki olarak gösterilen başyapıt
