Editörİnceleme

Contaminazione – Bir Progresif Rock Klasiği

İtalyan progresif rock grubu Il Rovescio Della Medaglia’nın (Madalyanın Diğer Yüzü) 1973’de yayınladığı bir progresif rock klasiği olan ‘Contaminazione’ albümü üzerine ;

Dönemin bir çok rock grubu gibi İtalyan rock grupları da ilk başladıklarında yaptıkları müzik beat idi. Progresif rock’a damga vurmuş Yes’in bile ilk albümünde beat esintileri fazlasıyla belirgindir. İtalya’da da 60’ların sonlarında ve 70’lerin başlarında rock grupları temel olarak beat tarzını ilham almışlardır. Le Orme ve Premiata Forneria Marconi’nin (Öncesi Quelli) ilk albümleri bu duruma en iyi örneklerdendir diyebiliriz.

1970 yılında kurulurken Il Rovescio Della Medaglia da 60’lara hakim olan beat müziğiyle ilgiliydiler. Ancak RDM (Il Rovescio Della Medaglia) 1971 yılında yayınladıkları ‘La Bibbia’ (İncil) albümünde beat değil, deneysel saykedelik ağır gitar riffleri olan rock’a yönelmişlerdi. Albümde sesler daha çok blues-rock esintili olur. Ertesi yıl yayınladıkları ‘Io Come Io’ (Ben, Benim gibi) albümü de ilk albümün devamı gibidir. Müzikal atmosfer olarak gösterişli bluesy-rock iken her iki albüm de konsept bir yapıya sahiptir.

Progresif rock’ın doğuşu 65 sonrası İngiltere’deki grupların deneyselliği ve avantgardlığı sayesinde oluşmaya başlar. The Moody Blues, The Nice, Iron Butterfly, The Who, Pink Floyd gibi gruplar müziklerinde deneysellik ve avandgardlıkta caz, blues ve saykedelik müzik ile iç içe geçerken, klasik müziği de es geçmezler.

Bu durum, İtalya’ya biraz geç ulaşır. 60’lar sonunda İtalya’da egemen olan hala beat müziğidir ve grupların büyük çoğunluğu var olmak için beat müziği ile haşır neşirdir. 70-71 yıllarında İtalya’daki gruplarda büyük bir müzikal değişim yaşanır. İlk albümleri beat müziği olan Le orme, ‘Collage’ adlı albümünü tamamen barok esintili klasik müzik etkisi ve temeliyle yayınlar. Sonraki albmülerinde de bu çizgisini devam ettirir. Napoli’den Osanna ve Il Balletto di Bronzo’nun ilk çalışmalarında da (her ne kadar Osanna, folk ve caz’ı katmış olsa da) beat müziğinin etkisi vardır.

1972 yılı, hem italyan pop grupları (İtalya’da o dönem rock değil pop tanımı yapılmaktadır) için hem de müziğin ve progresif rock’ın mükemmelliğinin başladığı yıl olur. PFM ve Banco Del Mutuo Soccorso o yıl iki albümle ortaya çıkarlar. Le Orme, ‘Uomo Di Pezza’yı, Metamorfosi ‘…E Fu Il Sesto Giorno’yı, Perigeo ‘Azimut’u, Quella Vecchia Locanda ise adını aldıkları ilk albümleri ‘Quella Vecchia Locanda’yı yayınlarken İngiltere’de yükselen progresif rock’ın yanında yer almışlardır. Günümüzde o dönem yaratıcılıkları için İngiltere ve İtalya başbaşadır.

1973 yılı progresif rock’ın altın yılı olarak kabul edilir. Pink Floyd ‘The Dark Side of the Moon’ ile rock müziğin efsanesi olur. King Crimson ‘Larks’ Tongues in Aspic’i, Renaissance ‘Ashes Are Burning’i, Genesis ‘Selling England by the Pound’u, Mike Oldfield ‘Tubular Bells’i, ELP ‘Brain Salad Surgery’yi, Yes ‘Tales from Topographic Oceans’ı ve Camel ilk albümünü yayınlarken, İtalya’da Le Orme ‘Felona e Sorona’yı, Museo Rosenbach ‘Zarathustra’, Premiata Forneria Marconi ‘Photos of Ghosts’u, Area ‘Arbeit Macht Frei’yi, Banco del Mutuo Soccorso ‘Io Sono Nato Libero’yu yayınlar. İtalyanlar 1 yıl içinde müzikalite ve stüdyo kalitesi olarak progresif rock’ın çıkış yeri İngiliz müziğini yakalamışlardır.

Contaminazione, bir progresif klasiği ötesinde klasik müziğin rock ile buluştuğu mükemmel zaman ;

RDM kurulurken hakim olan beat etkisi kısa zamanda yerini bluesy-rock’a bırakır ve ortaya iki konsept albüm çıkar. Albümler daha çok entellektüel bireylerin bir şeyler yapmaya çalışan halleriyle ölçülebilinir. 1973 yılında yayınladıkları ‘Contaminazione’ albüm ise grubun ulaşabileceği en üst nokta olur. (2 yıl sonra albümün İngilizce versiyonu yayınlanır)

Albüm, grubun kurucusu ve gitaristi Enzo Vita ile Bacalov öncülüğünde bütün grup tarafından bestelenir. Yapımcılığını ve albümün düzenlemesini Bacolov üstlenir.

Luis Enríquez Bacalov, daha çok Ennio Morricone ile olan çalışmalarıyla bilinse de, Pier Paolo Pasolini, Fernando Di Leo ve Federico Fellini gibi yönetmenlerin filmlerinin müzikleri için çalışmıştır. 1966 bestelediği ‘Django’ ile ise efsaneleşmiştir. Tarantino 2012 yılında yayınladığı filmi ‘Django’nun orijinal hali 1966 yapımı olan filmin müziği Luis Enríquez Bacalov’a aittir.

Bacalov, RDM’nin bu albümünden önce iki İtalyan rock grubuyla daha çalışmıştır. 1971’de New Trolls’un ‘Concerto Grosso’, 1972’de ise Osanna’nın ‘Milano Calibro 9’ albümlerinde de yer almıştır ki her ikisi de rock müziğin klasikleri arasında yer alır. RDM’den sonra bir kaç rock albümünde daha yer aldıktan sonra Bacolov tekrar sinema filmi müziklerine geri döner.

‘Contaminazione’ albümünün konusu, Nepal’deki bir yolculuktan dönen, bir hayali karakter Isaia Somerset adlı İskoç müzisyenin enkarnasyonu olduğuna inanan Jim McCluskin adlı İskoç gitaristin hikayesini anlatır. Britanya’da kaldığı süre boyunca kendisini terk eden Johann Sebastian Bach’ın gayri meşru oğludur. Gitarist, çılgın müzikal hayallerinin peşinde koşarken psikiyatri hastanesine kaldırılır.

Bir Progresif Rock Klasiği ‘Contaminazione’ ;

‘Absent For This Consumed World’ adındaki synth, org ve yankılanan gitar sesiyle (Yes’in ‘Close To Edge albümüne bakınız) başlayan albüm ‘Ora non ricordo più’ (Artık Hatırlamıyorum) ile devam eder ;

Artık ne tür müzik çaldığımı hatırlamıyorum
Beyazı gördüm ve düştüm
Bu bir hayalin hayalidir…
Müziğimin peşinden koşuyorum
Müziğim ileri doğru koşuyor, benden uzaklaşıyor
Karanlık gibi ışığa asla dokunma
Zamanın canlandığı ve hemen öldüğü yer
O orada ve beni bekliyor
Beni arıyor…

Sonrasında gelen ‘Il suono del silenzio’ (Sessizliğin Sesi) ise klavsen, org ve kemanın klasik pasajlarının ritim bölümüyle karıştırıldığı deneysel bir parça.

Kahramanın aklında bir soru. Acaba ben Bach’ın oğlu muyum?

‘Mi sono svegliato e… Ho chiuso gli occhi’ (Uyandım ve… Gözlerimi kapattım) ;

Neden buradayım?
Beni neden buraya kapattılar?
Çünkü onlar için tuhaf bir çocuk gibiyim…

Umutsuz bluesy bir elektro gitar solosu ile kahraman rüyalarına geri dönmek istiyor ;

Bu sabah uyandım ve… Gözlerimi kapattım

‘Lei sei tu: lei’ (O sensin: o) sıkıntılı bir rüyayı tasvir eder. Müziğin güzel bir kadına dönüştüğü yer, onu başka bir dünyaya doğru götürür.

‘La mia musica’ (Benim Müziğim) kişisel olarak benim favori parçam. Müziğin vücut bulduğu büyüleyici kadına ithaf edilmiş tatlı ve romantik bir aşk şarkısı…

Çatıda şarkı söylüyorsun ve ben sana kırlangıç diyorum
Sen kıyıda şarkı söylüyorsun ve ben sana deniz diyorum
Bin ses duyuyorum, bin ses duyuyorum
Ruhun derinliklerinde saklı olan sırlar şarkı söyler
Özgür bir zihnin düşünceleri şarkı söyler
Benim için şarkı söylüyorlar, senin için şarkı söylüyorlar

Rock gitaristi kahramanımız artık Bach’ın gayri meşru oğlu Isaia Somerset olduğuna inanıyordur(Johann adlı parça). Enzo Vita’nın mükemmel ötesi gitar tınıları…

Johann Sebastian Bach’ın yirmi bir çocuğu vardı
Yirmisini sevdi
Ama biri İskoçya’da terk edildi…

‘Scotland Machine’ ise kelt (iskoç) ezgilerini ve rock’ı klasik müzikle kusursuz bir biçimde harmanlar.

Kahramanımız uyandığında 503 numaralı hücreye sürülmüştür artık her şey boştur ve her şey onun içindir… ‘Cella 503’, barok müzikle harmanlanmış kendine özgü bir İspanyol tadı olan enstrümantal parçadır, kısa ama öz bir gitar solosunun devamında güçlü bir klavye org solosu parçayı bitirir.

Sadece flütlerin yer aldığı kısa bir enstrümantal olan ‘Contaminazione 1760’ gelir. 1760, Johann Sebastian Bach’ın öldüğü yıldır.

RDM, ‘Alzo un muro elettrico’da bu kez klasik müzik ve rock’ı Güney Amerika ezgileriyle birleştirir.

Elektrikli bir duvar inşa ediyorum
Organlardan oluşan bir gökyüzü açılıyor
O orada
Şimdi yine kendimdeyim…

‘Sweet Suite’, bir önceki Güney Amerika esintili parçanın devamı niteliğindedir. Bach’ın kilise orguyla yaptığı bir ayinin atmosferi hakimdir.

Şimdi yine kendimdeyim!

Mükemmel bir albüme mükemmel bir son ; ‘La grande fuga’. Mükemmel kaçış olarak da okuyabilirsiniz, mükemmel bitiş olarak da.

Albümün konusu ve parçaların yeri bu şekilde. Kendine özgü ve kopya dahi yapılamayacak öyküsüyle progresif rock tarihinde altın harflerle yer alıyor.

‘Contaminazione’de tüm parçalar kısa kısadır ancak ironik konusuyla ilginç bir şekilde birbirine bağlıdır ve müzik kesintisiz bir şekilde akar.

Grubun önceki albümlerinden fazlalık olarak Il paese dei balocchi grubundan gelen klavyeci Franco di Sabbatino’dur ve albümün senfonik bir yapıya bürünmesinde büyük bir emeği vardır. Franco neredeyse müziğin her saniyesinde klavyelerin başındadır ve Bacolov’un orkestrasına da öncülük eder.

Şair, söz yazarı ve besteci Sergio Bardotti de sözleriyle albüme destek veriyor. Yukarıda da yazmaya çalıştığım gibi parçaların sözlerinin şairene olmasının nedeni Sergio Bardotti’dir.

Johann Sebastian Bach eğer günümüzde yaşıyor olsaydı, kesinlikle RDM’nin konserinde bulunur ve albüme şeflik yapardı aynı Igor Stravinski’nin Frank Zappa ile müzik yaptığı gibi.

los-endos.com

progresif rock albümleri, rock haberleri, rock müzik haberleri Yeni çıkan albümler, güncel haberler, albüm incelemeleri, müzisyen ve grup biyografileri, progresif rock tarihindeki önemli olaylar, tarihte bugün, dinleme listeleri gibi bir çok içerik…

Siz ne düşünüyorsunuz?

sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin