Billy Corgan, David Gilmour’un Syd Barrett Anılarını Anlattı
Billy Corgan, David Gilmour’un Syd Barrett dönemine dair anlattıklarını “tam bir deliliğe sürükleniş” ve “kayıt açısından bir kâbus” sözleriyle aktardı.
Billy Corgan, Pink Floyd’un kurucu üyesi Syd Barrett’in zihinsel çöküş sürecinde stüdyoda yaşananları David Gilmour’dan bizzat dinlediğini anlattı ve bu dönemi “tam bir kâbus” olarak tanımladı.
Pink Floyd’un ilk dönemini bilen hayranlar, Syd Barrett’in olağanüstü yeteneğinin aynı zamanda grubun en büyük kırılma noktasına dönüştüğünü de bilir. Barrett’in deneysel müzik yaklaşımı ve yoğun LSD kullanımı sonucunda davranışları giderek kontrolden çıkmış, artık ne provada ne kayıtta aynı şeyi iki kez çalamayan biri hâline gelmişti.
Billy Corgan, John 5 ile yaptığı sohbette Gilmour’un kendisine anlattıklarını şöyle aktardı:
“Syd Barrett ne yazık ki aklını yitirip Pink Floyd’dan ayrıldığında, Gilmour ve gruptaki diğer arkadaşları hâlâ onu destekliyordu. Hatta o dönem Syd, Floyd’un da bağlı olduğu Harvest şirketine resmen kayıtlıydı. O solo Syd Barrett albümlerini onlar yaptılar.”
Corgan’a göre bu süreç, Pink Floyd’un Barrett’e duyduğu sevginin bir sonucu olarak tamamen “fedakârlık temelli bir emek projesine” dönüştü:
“Syd stüdyoya giriyor, zamanlaması tamamen uçmuş şekilde canlı çalıyordu. Sonra Pink Floyd üyeleri onun kayıtlarının üstüne geri dönüp parçalı şekilde müzik inşa etmek zorunda kalıyordu. Gilmour bana ‘nasıl eşlik edeceksin o zamanlamaya? Tam bir kâbustu’ dedi.”
Corgan, işin teknik imkânsızlığını şöyle özetledi:
“Aynı şeyi iki kez çalamıyordu. Bir take’i prova etsen bile, bir sonrakinde tamamen farklı çalıyordu. O yüzden tek yöntem, onun çaldığı sayısız take’i kesip biçmek, sonra üstüne enstrüman eklemekti.”
Yine de Corgan’a göre bu kayıtlar, Pink Floyd’un Barrett’e olan duygusal bağlılığının somut bir belgesi olarak görülmeli:
“Geri dönüp o albümleri dinlerseniz, bazıları sonradan eklenmiş olmalarına rağmen inanılmaz güzeller. Gerçekten bir sevgi işi.”
