Roger Waters’ı Gözyaşlarına Boğan Duygusal An: “Her Şey Babama Geri Dönüyor”
Sert ve tavizsiz tavrıyla bilinen eski Pink Floyd basçısı Roger Waters, 1980’lerdeki The Wall turnesinde unutulmaz bir ara anında gözyaşlarına boğulmuştu. AXS TV’de Dan Rather’a verdiği röportajda Waters, müziğinde ve yazılarında her şeyin bu kısa hatıraya dayandığını belirtti.
Roger Waters’ı Sahne Arkasında Gözyaşlarına Boğan An
Genellikle ilkeli ve agresif duygularını açıkça dile getiren Waters, bu röportajda duygusal bir yanını ortaya koydu. Röportaj sırasında Rather ve Waters, Pink Floyd’un 1975 tarihli albümü Wish You Were Here üzerine konuşmaya başladı. Hayranlar, bu albümün, gruptan ayrılan Syd Barrett’a ithaf edildiğini bilse de, Waters şarkının bir yönünün daha olduğunu söyledi: Babası.
Waters’ın babası, İkinci Dünya Savaşı’nda İtalya’da, askere katıldıktan birkaç hafta sonra hayatını kaybetti. Waters, “Her şey babama geri dönüyor,” dedi. The Wall turnesinde, “Her performansta, arada 20 gaziyi ağırlardık ve her seferinde onlarla selamlaşmaya giderdim,” diye ekledi.
“Bir gösteride yaşlı bir adam vardı. Elini uzattı, ben de elini tuttum, ama bırakmadı. Gözlerime baktı ve ‘Baban seninle gurur duyardı’ dedi. Sahneye giderken gözlerim doldu,” diye hatırlıyor Waters.
Anıların Müziğine Etkisi
Waters’ın müziği, yıllardır savaş, kapitalizm ve ruh sağlığına karşı toplumsal eleştirilerle dolu. Bu kısa anı paylaşarak, bu temaların altında yatan duygusal bağları açığa çıkardı. Waters, “Yazdığım şiirlerin çoğunda babamın bana rehberlik eden varlığını hissederim,” dedi. Babası, başta savaşa karşı bir vicdani retçi iken, Hitler’in Avrupa’da yaptıklarını gördükten sonra fikir değiştirmiş ve Hristiyanlığı yerine siyasî duruşunu tercih etmişti.
Waters, babasının bu hikayesini “Gerçekten kahramanca” olarak tanımlıyor ve onun bu özelliğini John Prine’ın “Sam Stone” gibi eserleriyle bağlantılı buluyor.
