Hymn to the Atman
Sadece bir hayatınız var, tanrılaşmaya çalışmak anlamsızdır.

Aralık 1974’de kaydedilen ve Şubat 1975’de yayınlanan ‘Hymn to the Atman’, grubun ‘Song for America’ albümünün son parçasıdır. ‘Carry On Wayward Son’ ve ‘Dust in the Wind’ gibi hit olmuş parçaları yaratan grubun gİtaristi ve söz yazarlarından Kerry Livgren tarafından yazılır.
‘Hymn to the Atman‘; ‘Atman‘, insan ruhu anlamına gelir. Parçanın adının anlamı için de ‘insan ruhuna ilahi’ olarak anlayabiliriz. 1949 doğumlu olan Livgren Kansas grubu öncesinde bulunduğu Gimlets, Saratoga gibi gruplarda da manevi yönü yüksek parçalar üretmişti. Livgren daha sonraları dine daha çok yönelmiştir.
‘Hymn to the Atman‘ parçası hard rock ve progresif rock arasında sıkışmış Kansas’ın prog’a yöneldiği yolun sonudur. Bundan sonraki albümlerde müzikal atmosfer, müzik ve sözleriyle progresif rock atmosferi daha ağır basar.
Livgren bu parçanın sözlerinde insan hayatının kısa olduğunu, tanrısallaşmaya çalışmanın anlamsızlığını, hayatın tanımını şiirsel bir şekilde anlatır.

Hymn to the Atman
Run a silent path to nowhere, everything is all
You could have a pleasant life if Summer had no Fall
Koştuğun yol hiç bir yere ulaşmıyor, herşey bütündür. Yaz ve sonbahar olmasaydı hayatın güzel olabilirdi.
Hayatta edindiğin amaçların hiç bir değeri yok. Tanrılaşmanın da bir anlamı yok. Yaz ve sonbahar yaşanan hayatın sonunu işaret eder. Eninde sonunda öleceğiz.
Treat yourself so gently though the task is often hard
Man is not a God it seems, who holds the final card
Yaşamak zordur, o yüzden kendinize dikkat edin. Ellerinde kozlar olduğunu düşündüğünüz insan yada insanlar, tanrı değil.
Close your eyes and feel the darkness, speak and hear the sound,
We only catch a glimpse of all the life that is around,
The man is not alive who knows the value of his soul,
And when our lives are pulled away, there’s more to fill the hole
Karanlığı hissetmek, ruhunuzu hissetmek, varlığınızın farkında olduğunuzu gösterir. Kendinizi bu dünyaya ait hissetmeyin yoksa, yok olduğunuzda her birinizin yerini dolduracak çok şey var.
I wonder what you’d think if all the changes didn’t come
For growing old is only going back to where you’re from
Far beyond our senseless thoughts there lies a core of gold
Where essence of the newborn child is waiting in the old
Yaşamdaki farklılıklar, değişiklikler olmasaydı, ne yapardınız. Eninde sonunda yaşlanacağız ve geldiğimiz yere döneceğiz. Sahip olduğumuz bütün düşüncelerimizin ötesinde bir cehver var. Yeni doğmuş bir bebeğin geldiği yerdeki cevher.
The Master Plan is well conceived, it’s there for all to see
And each day that is spent in thought is living harmony
Reach into the depths of being, pass beyond the years
Time is lost in stillness, where there are no hopes and fears
Hayat çok iyi planlanmmıştır. Bunun üzerine düşünmek hayatı anlamanızı sağlar. Kendinizi tanıyın ve zamanın ötesine ulaşın. Zaman yok olacak.
Linger in the void, and like a beacon in the night
Purity will fill your soul with ever-present light
Everything you’ve seen is waiting patiently within
For growing old is only going back to where you’ve been
O karanlıkta, kendi içinizde bir şeyler düşünmek size yolu gösterecek. O saflık bütün benliğinizi kaplayacak. Yaşlanacaksın ve geldiğin yere geri döneceksin.
Hayata ve insana dair epik sözlerin ötesinde ‘Hymn to the Atman’, ritmik ve melodik geçişler ve etkileyici enstrümantal performanslar ile dinleyene zengin ve çok katmanlı bir müzikal atmosfer sunuyor. Kansas üyelerinin virtüözitesinin ve yaratıcı enerjisinin doruk noktası olan ”Hymn to the Atman’ parçası daha önce hazırladığımız en iyi Kansas parçaları listesinin birinci sırasına yerleştirmiştik.
Incomudro (Hymn to the Atman); insan ruhunun ilahisi parçasının devamı ise ‘Dust in the wind‘. Hepimiz rüzgarda savrulan bir toz tanesiyiz.
Fazladan okuma için ; Worldspirituality sitesinde Daniel McAdam tarafından yazılan ‘Kansas, Carl Jung and The Atman’ makalenin çevirisi ;
Bazen her şey bir araya gelir. Buna kader diyebilirsiniz. Kısmet deyin. Anlamlı bir tesadüf diyebilirsiniz. Ya da Carl Jung hayranıysanız buna Eşzamanlılık, Nedensel Bağlantı İlkesi de diyebilirsiniz.
1960’larda ve 1970’lerin başında etrafta olmayanlar için – ki bu giderek benim dışımda herkes gibi görünüyor – İsviçreli psikanalist Jung’un o zamanlar büyük bir olay olduğunu belirterek başlayayım. Bunun birkaç nedeni vardı:
Jung zaman olarak bize daha yakındı ve bazı yazıları İngilizce ve/veya ciltsiz olarak yeni çıkıyordu, örneğin yukarıda bahsedilen eserin 1973 Princeton/Bollingen Ciltsiz Baskısı gibi;
Gençler o zamanlar gerçekten daha entelektüeldi ve hemen daha büyük maaş çeklerine dönüşmeyebilecek garip konuları çalışmaya kesinlikle daha istekliydi ve;
Jung’un o zamanlar “okült” olarak adlandırılan şeyle teğet bir ilişkisi vardı.
Bu son noktayla ilgili olarak, Jung’un genç bir adamken bir poltergeist olabileceğini ve bunun onu ve çalışmalarını güçlü bir şekilde etkilediğini belirtmek isterim. Doktora tezi Zur Psychologie und Pathologie sogenannter occulter Phanomene, “Sözde Okült Fenomenlerin Psikolojisi ve Patolojisi Üzerine” olarak çevrilebilir.
Jung daha sonra I Ching’in bir baskısına yazdığı girişte Eşzamanlılık teorisini açıklamıştır. Burada teorinin derinliklerine inmeyeceğim, ancak tesadüf olarak gördüğümüz şeylerin, bir şekilde kolektif bilinçdışıyla ilgili anlamlı bir bağlantı modeli olabileceğini söylemekten başka bir şey yapmayacağım.
Bu da beni Kansas rock grubuna getiriyor. Bir nevi.
Kişisel web sitemde Tüm Zamanların En İyi 100 Rock Şarkısı listem var. Oldukça popüler bir liste ve insanlar bana bu konuda sık sık e-posta gönderiyor. Kansas’ın “Dust in the Wind” şarkısı 52 numarada yer alıyor, ancak konumuz o şarkı değil.
Bunun yerine bir okuyucu – ona Richard W diyeceğim – yazdı ve “en iyi rock şarkıları listenizin başına Kansas’ın Song For America albümünden Incomudro-Hymn to the Atman’ı eklememi” önerdi.
Şarkıyı daha önce hiç duymamıştım, bu yüzden YouTube’da çalmak zorunda kaldım. İlginç bir şarkı, ilginç sözleri var ve on iki dakikadan fazla sürüyor. (Vay canına!) Ama kabul edelim, Top 100’e girmek için biraz fazla belirsiz olabilir.
İşte burada eşzamanlılık devreye giriyor.
Çünkü Richard’ın e-postasını aldığımda Swami Tyagananda’nın Atman’a sık sık atıfta bulunan Walking the Walk; A Karma Yoga Manual adlı küçük ama büyüleyici kitabını okumayı yeni bitirmiştim. Aslında, kitaba göre, her birimiz aslında Atman olabiliriz ve sadece bunun farkında olmayabiliriz, bu yüzden karma yoga uygulamamız gerekebilir.
Yani … tesadüf mü? Anlamlı bir bağlantı modeli mi? Kolektif bilinçdışı bana bir şey mi söylemeye çalışıyor?
Ve buraya kadar okuduğunuza göre … kolektif bilinçdışı size bir şey mi söylemeye çalışıyor?
Ve Kansas şarkıları neden bu kadar felsefi?
Kansas ya da Swami Tyagananda ile hiçbir ilgisi olmayan ama bir şekilde eklemenin doğru olduğunu hissettiren son bir not: Jung hayatının ilerleyen dönemlerinde, ‘Profesör Einstein birkaç kez akşam yemeğinde konuğum oldu. . . Bunlar Einstein’ın ilk görelilik teorisini geliştirdiği çok erken günlerdi [ve] zamanın olduğu kadar uzayın da olası bir göreliliği ve bunların psişik koşulsallığı hakkında düşünmeye beni ilk başlatan oydu. Otuz yıldan fazla bir süre sonra, bu uyarıcı fizikçi Profesör W. Pauli ile olan ilişkime ve psişik eşzamanlılık tezime yol açtı.’
